MERT RUSCUKLU KÖŞE YAZILARI

TAKLİDİN TAKLİDİNİN TAKLİDİ RADYOLAR

Şu aralar bizim sektörden kiminle konuşsam aynı dertten yakınıyor. Şovmeninden dj ine,sunucusundan müzik direktörüne ve yayın yönetmenine kadar tek bir kelime; “Bir şeyler yapmak gerek!”

Peki bu şeyler nasıl şeyler? Cevabını hemen vereyim.

Sektör çalışanları, radyocular son beş altı sene içinde hep aynı şeyler yapmaktan yoruldu. Buna ruhsal bir yorgunluk demek daha doğru olacak. Çünkü bu işin, radyoculuğun heyecanı ne yazık ki kalmadı.

Malum, radyolar tutturdu bir format gidiyor. Otomasyon programı bir saatte 10 – 13 şarkı çalıyor. Kendiliğinden akan şarkıların arasında, sunucu 20 saniyelik şarkı anonsu yapıyor ve iş bitiyor. Dinleyici ise dj anonsunu duyup “ne oluyor, kim bu konuşan? Ne dedi?” diye sorup radyosunun sesini açıp anlamaya çalışıncaya kadar, dj anonsunu çoktan bitirip diğer şarkıya geçmiş oluyor.

Şahsen ben dinlediğim bir çok radyoda, yayıncının ne dediğini hiç takip etmiyorum.

Neden mi ?

Anons ya da konuşma süresi 15 – 20 saniye ile kısıtlanmış bir yayıncı veya dj, bu arada kendi tarzını mı yansıtsın, düşüncesini mi söylesin, yorum mu yapsın, sıradaki şarkıyı mı anons etsin? Haliyle yayındaki şahsiyet bu kadar kısıtlanınca saçmalamaya başlıyor, ne konuştuğunu kendi de anlamıyor. İşte bu sebepten dolayı takip edemiyorum.

Sonra şu oluyor, yayıncı yada dj kendine olan güveni ve mesleğine duyduğu saygıyı yitiriyor. Dinleyici için ise artık bu yayıncının ne söylediğinin hiç bir önemi yok. Çünkü ortada dinleyiciye hitap eden, dinleyiciyi kendine çeken bir sohbet ve tavır yok.

Müzik direktörü ise her sabah bilgisayarının başına oturup, ertesi günün yayınını hazırlarken, otomasyon programının uygun gördüğü şarkıları bir önceki günden farksız olarak sıralayıp yayına hazır ediyor. Öyle ki, kimi radyolar bu işi yapan kişiye müzik direktörü değil, RCS Sorumlusu unvanını veriyor.

Yayın yönetmeni ise artık her ay gelmeye başlayan araştırma sonuçlarını patronların anlayacağı dilde düzenleyip, daha az hasarlı bir toplantı hayaliyle kovulacağı günü bekler oldu.

İşte durum bu kadar içler acısıyken, siz gelin de bir şeyler yapın. Çok zor! Sizler, tüm bu ruhsuz yayıncılık sisteminin kahramanı olan radyo grubunu örnek almayı ve taklit etmeyi bırakmadığınız sürece, bizler mesleğimizden uzaklaşmaya devam edeceğiz.

Haliyle şunu bilmiyor olabilirsiniz, bu sözünü ettiğimiz ruhsuz yayıncılık sisteminin kahraman grubu da, iki ulusal Fransız radyosunu ve Amerika’nın bir yerel radyosunu taklit ediyor.

Kısaca siz, Türkiye’ de ki bu ruhsuz yayıncılık sisteminin kahramanını örnek aldığınızda, taklidin taklidinin taklidi oluyorsunuz!

Mert Ruscuklu 1 Nisan 2010 Perşembe